Orgazmı Kolaylaştırmanın Yolları

#

Çar, 06 Şub 2013 07:15:30

Orgazmı Kolaylaştırmanın Yolları
Cinsel yanıt döngüsü olarak bilinen istek, uyarılma ve orgazm evrelerini sağlıklı bir şekilde yaşayabilmek için nefes kontrolü, orgazm egzersizleri, açık iletişim, ön sevişme, düzenli spor ve beslenme şekli oldukça önem arz etmektedir.

NEFES KONTROLÜ NEFSİN KONTROLÜNÜ SAĞLAR!
Orgazma yardımcı olacak nefes kontrolü her ne kadar zor olsa da, aşağıda belirtilen şekilde yapıldığında bir süre sonra bu deneyim kendiliğinden keşfedilebilir. Çünkü nefes kontrolü nefsin kontrolünü sağlar. Özellikle partnerlerinden önce boşalamayan veya orgazm olamayan kadınlar aşağıdaki önerileri uygulamalıdır:
?İlişki sırasında sırt üstü yatarak bacaklarını partnerinin omuzlarına ya da omuz hizasına kaldırmalı ve ellerini karınlarına koyarak derin derin nefes almalıdır. Nefes kontrolü orgazmı kolaylaştıran en etkili yöntemdir.
?Nefes alırken özellikle diyaframın kullanımına (karını şişirerek nefes alma yöntemi) özen gösterilmelidir.
?Cinsel ilişki sırasında garantili bir orgazm yaşamak için aktif olmak şarttır. Bunu da en iyi kadın kalçasını öne iterek yani hareket ettirerek yapabilir. Bu da onun kontrolü elinde tutması ve kasılmasını ayarlayabilmesi anlamına gelmektedir.

AŞK KASLARI KADININ KONTROLÜNDE VE EMRİNDE OLMALIDIR!
Vajinada bulunan aşk kasları adını verdiğimiz pelvik taban kasları orgazma ulaşmanın garantisidir. Bu nedenle, aşk kasları kadının kontrolünde ve emrinde olmalıdır. Aşk kasları cinsel birleşme dışında da aktif olarak kullanmak gerekir. Bunu yapabilmek için;
?tuvalete gidildiğinde, iş yerinde ya da otururken pelvik taban kasları aynı idrar yaparmış gibi gevşetilmeli ve ardından idrar tutarmış gibi kasılmalıdır,
?tuvalete gidildiğinde idrar yaparken bir anda kesip, sonra devam ettirmek pelvik taban kaslarını çalıştırmaya yetecektir.

ÖNSEVİŞME SÜRESİ BİRLŞEME SÜRESİNİ BELİRLER?
Çiftin cinsel haz seviyesinin artması ve doyurucu bir orgazm yaşayabilmesi için ön sevişme oldukça önemlidir. Yeterli bir önsevişme sonrası; en az önsevişme kadar uzun ve kesintisiz bir penetrasyon yani penis-vajina birlikteliği olabilir ve doyurucu bir orgazm yaşanabilir. Yani önsevişme süresi birleşme süresini belirler.

DÜZENLİ EGZERSİZ YAPMAK ORGAZMI KOLAYLAŞTIRIYOR?

Spor yapmanın sağlık açısından ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu bilinen bir gerçek olduğu gibi cinsel isteği artırdığı ve cinsel yaşam süresini uzattığı da unutulmamalıdır. Yani düzenli egzersiz yapmak orgazmı kolaylaştırıyor. Spor yapmanın cinsel yaşamdaki etkileri aşağıdaki gibidir:
?Cinsel isteği artırır. Çünkü kan akışının hızlanmasıyla cinsel organlara giden kan basıncı artar.
?Cinsel birleşme süresini uzatır. Çünkü spor yorgunluk hissini engelleyeceğinden, erkek vajina içerisinde daha uzun süre kalabilir.
?Erken boşalma ve sertleşme kaybını önler. Çünkü vücudun oksijen seviyesi artacağından çiftin cinsel hazzı da artar.
?Penisin sertleşme kalitesi artar ve erkeğin boşalma süresi uzar. Çünkü aşk kaslarının çalışmasıyla o bölgeye giden kan akışı artar.

BESLENMENİZE DİKKAT EDİN!
Sağlık ve yaşam açısından ilk olarak dikkat edilecek husus olan beslenme, insanın yaşam döngüsünün göstergesi olan cinsel istek yani libido için son derece önemlidir. Cinsel gücü artırmak için protein ve aminoasit tüketimine dikkat edilmelidir. Bunları aşağıdaki şekilde sınıflandırabiliriz:
?İktidarsızlık ve kısırlığı önlemek için susam, bezelye, yerfıstığı, jelâtin, yürek ve yumurtada bulunan ?arginin?,
?Cinsel yoğunlaşmayı engelleyen yorgunluk hissini önlemek için süt, yerfıstığı, balık, et, peynir, yumurta, bezelye, soya fasulyesi, buğday özü ve yeşil sebzelerde bulunan ?lösin?, arpa, beyin, yürek, süt, karaciğer, istiridye, nohut, bezelye, pirinç, soya fasulyesi, buğday özü ve buğday ununda bulunan ?B1 vitamini? ve yoğurt, istiridye, yeşil sebze, mantar, buğday özünde bulunan ?B2 vitamini?,
?Kadınlarda vajina kaslarının esnekliği ile hareketliliğinin oluşumunu, erkeklerde ise cinsel etkinliği artırmak için yumurta, sardalye, pirinç, peynir, ayçiçeği çekirdeğinde bulunan ?methionin?,
?Cinsel yoğunluğu artırmak ve cinsel isek uyandırmak için yeşillik ve susamda bulunan ?triptofan? ve balıklarda bulunan ?B12 vitamini?,
?Sperm hareketliliğini artırmak ve adrenalin salgısını yükseltmek için susam, yulaf, yumurta, peynir ve karaciğerde bulunan ?fenilalanin?,
?Her iki cinste kas zayıflığı ve salgı bozukluğun önlemek, kadınlarda hamilelik dönemindeki cinsel isteği artırmak için buğday özü, soya fasulyesi, pamuk tohumu, keten ve bunları yağlarında bulunan ?E vitamini?,
?Erkeklerde testosteron artımı ve meni üretimi için süt ürünleri, deniz ürünleri, turp, enginar, kivi, avokado, böğürtlen, muz, karaciğer ve marulda bulunan ?çinko? ve
?Erkekte kısırlığı, kadın da ise orgazm bozukluklarını önlemek için yeşil sebze, sarı renkli meyveler, dana ve tavuk ciğerinde bulunan ?A vitamini? alınmasında fayda var.

1979 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


Boşalma ve Orgazm

#

Çar, 06 Şub 2013 07:10:23

Boşalma ve orgazm tıptaki son gelişmelere rağmen halen bilinmezliklerle dolu bir terimdir. 1966 yılında Masters ve Johnson?un, hem erkek hem de kadın gönüllü bireyler üzerinde yaptıkları çalışmaları ve günümüze kadar gelen diğer çalışmaları takip edersek, boşalma ve orgazm olgularının tarif edilmesinin zor olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü boşalma, orgazm ve cinsel doyum kavramları genellikle birbirine karıştırılmakta ve çok yanlış bir şekilde aynı anlamda kullanılmaktadır.

ORGAZM OLMAK VE BOŞALMAK AYNI ŞEY DEĞİLDİR!


Orgazm olmakla boşalmak aynı şey değildir. Bu nedenle genelde orgazm diye bahsedilen durumlar boşalma olarak algılanmalıdır. Boşalma bedensel bir rahatlamayken orgazm ise bu bedensel rahatlamaya ruhun eşlik ettiği çok yüksek haz veren bir durumdur. Orgazm boşalmayı da içine alan daha geniş bir kavramdır. Orgazmı çeşitli uyaranlar sonucu beynin uyarılması ve bu uyarılmanın etkisiyle, bireyde hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir hissin meydana gelmesi olarak tanımlayabiliriz.

BOŞALMA?

Boşalma daha çok fiziksel rahatlama olarak tarif edilir. Her cinsel ilişkide bu duyguyu, her erkeğin ve her kadının yaşamasını doğal bir duygu olarak görmek gerekir. Bu duyguyu, bir insanın çok susadığı zaman kana kana içtiği sudan aldığı tat gibi ya da çok sıkışan bir kişinin, ihtiyacını giderdiği zaman yaşadığı duygudaki rahatlama gibi tarif etmek mümkündür. Boşalma esnasında beden bir an gerilir ve arkasından rahatlama hissedilir. Cinsel ilişkilerin sonlarına doğru yaşanan ve 10-15 saniye süren kasılmalarla kendini gösteren fiziksel ve bedensel rahatlamaya ?cinsel boşalma? denir. Boşalma olmadığında insanlar yattıkları yerden sıkıntı ile kalkarlar. Bu durum hem iç dünyalarında hem de partner ilişkilerinde sıkıntılara neden olabilir.

ORGAZM?

Orgazm; boşalmayı öğrenmiş, ilişkisinde belli bir kalite, uyum ve ahenk yaşamış çiftlerin, ayda yılda bir kez yaşadıkları bedensel rahatlamaya, ruhsal rahatlamanın da eklenmesi ile geçici bir süre, kadınlarda genellikle 10-15 saniye süren kasılmalarla kendini gösteren ama farklı bir bilinç hali gibi oluşan, kontrol kaybı duygusu gibi çok daha farklı, yoğun bir rahatlama olarak açıklanabilir. Burada orgazmı, hem bedenin hem de ruhun rahatlaması olarak tarif etmek mümkündür. Orgazmı, boşalmayı öğrenmiş ve ilişkide belli bir kaliteyi yakalamış, çok arzu ve istekli olan, her iki tarafında gününde olduğu ilişkilerde yaşanan bir armağan ya da hediye gibi görmek gerekir.

CİNSEL DOYUM?

Cinsel doyum, kişinin boşalmasından sonra yataktan doyduğunu hissederek kalkması, yani yeniden bir aktive yapmak için bir ihtiyaç duymaması olarak açıklamak mümkündür. Bu duruma kişinin cinsel doyumu deriz. Kişi orgazm olduğunda da yine bu doyumu hissedebilir. Ancak bazı kadınlar seks yaparken boşalırlar ama yine de kendilerini seks konusunda istekli, aç hissederler. Bu kadınlar sürekli istemek gibi bir dürtüsellik içindedirler. Bu durumu cinsel doyum bozuklukları olarak tarif etmek mümkündür.

BOŞALMA, ORGAZM VE CİNSEL DOYUM AYNI ŞEY DEĞİL?

Her kadın her cinsel birliktelikte boşalabilmelidir ancak her birliktelikte orgazm olmak zorunluluğu yoktur. Orgazm ayda bir kere olursa yeterli görülmelidir ve orgazm hedef haline getirilmemelidir. Çünkü iyi sevişme, eşlerin, istekle başlayarak karşılıklı haz alabilmelerine dayanır. Bununla birlikte orgazm yaşanır ya da yaşanmaz. Orgazmın yaşanmaması o ilişkiden haz alınmadığı, tatmin olunmadığı anlamına gelmez. Çift ilişkinin başından itibaren orgazmın yaşanıp yaşanmayacağına odaklanırsa, bu durum alınan hazzın sürdürülememesine dolayısıyla orgazmın ulaşılamaz hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle boşalma, orgazm ve cinsel doyum kavramlarını birbirinin aynı olarak değerlendirmemek gerekir. Cinsel terapistler ilk başlarda DSM-IV kriterlerine göre ya da klasik anlayışa göre baktıklarında, boşalma ile orgazmı aynı olarak görüyorlardı ancak sonra ikisinin aynı şey olmadığı ortaya çıktı. Kadınlar da erkekler gibi erken boşalabilirler ancak yaşanan boşalma, orgazm olmadaki gibi güçlü bir duyguyu onlara vermeyebilir. Bundan dolayı hem kadınlarda hem de erkeklerde boşalma ve orgazm olma olayını ayrı ayrı ele almakta fayda vardır.

4 U KURALI?

Boşalma ve orgazm oluşumu için en önemli faktörler ?UYGUN PARTNER, UYGUN MEKÂN, UYGUN ZAMAN VE UYGUN UYARILAR? olmak üzere 4 U KURALI, hazır olma ve hassas bölgelerin uyarılmasıdır. Bunlar da, önce dokunsal sonra görsel ve işitsel uyaranlar sonucu meydana gelir.

AYNI ANDA BOŞALMAK ŞART DEĞİL?

Boşalma uzun süreli cinsel uyarı sonucunda ulaşılan ve kişiye zevk veren fizyolojik ve psikolojik durumdur. Kadının ve erkeğin cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı nedeniyle çiftler boşalacakları anı tam olarak belirleyemezler. Birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle de çiftler aynı anda boşalamazlar. Birlikte boşalmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Aynı anda boşalmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, kadın ve erkeğin yaşayacağı cinsel yaşamda beklenti düzeyini artırmakta ve o an yaşayacakları hazları kaçırmalarına neden olmaktadır.

KLİTORAL VE VAJİNAL BOŞALMA?


Boşalmanın bilimsel kaynaklara ve yapılan çalışmalara bakıldığında iki başlıkta ele alındığı görülmektedir. Bunlardan birisi klitoral boşalma (direk klitoral boşalma) diğeri ise vajinal boşalma (dolaylı klitoral boşalma) şeklindedir. Klitoral boşalma direk klitorise yapılan baskı ile gerçekleşen boşalmadır ve daha kısa sürede gerçekleşir. Vajinal boşalma ya erkeğin penisinin vajinaya girip çıkarken klitorise yaptığı baskı gibi ya da klitorisi yerinde tutan bağların, penisin vajinanın içerisindeki hareketi sırasında, klitorise yaptığı uyarılar sonucunda meydana gelir. Klitoral boşalma ile vajinal boşalma fizyolojik olarak aynıdır. Fakat duygusal anlamda hissedilen, yaşanılan zevk anlamında fark vardır. Çünkü vajinal boşalmada bir öteki ile birlikte olmak, onunla tamamlanıp bütünleşmek kadına çok daha yoğun duygular yaşatır.

KLİTORAL BOŞALMA DAHA KOLAY GERÇEKLEŞİYOR?


Klitoral boşalma aynen mastürbasyon yapmak gibi kendi kendine yaşanılan bir durumdur. Kadınlar eliyle, oral seksle ya da eşlerinin yardımıyla klitoral boşalma yaşayabilirler. Cinsel ilişki esnasında karı-koca birlikte klitoris uyarımı yaparak vajinal ilişki sırasında da direk klitoral boşalma sağlayabilir. Bu kavramlar konusunda çiftlerin kafalarının bir hayli karmaşık olduğu görülür. Bilgilendirilmeyen kadın, kendinde bazı duyguların eksik olduğu hissine kapılabilir. Bu konularda bilgilendirme yapılarak bunun doğal bir süreç olduğu anlatıldığında, başlangıç noktasında bazı semptomların (hastalık belirtileri) giderildiği ve normalleştirildiği görülebilir. Bütün sağlıklı kadınlar boşalma yeteneğine sahiptir. Yani kadınların içinde böyle bir yetenek vardır ama bazı sebeplerden dolayı bu durum sekteye uğratılabilir. Genel olarak bakıldığında bazı kadınların boşalma ile ilgili sıkıntılar yaşadığı görülür. Bu durumla ilgili yapılan bilimsel araştırma ve anket çalışmaları farklı farklı rakamlarla ifade edilir ama bu konular subjektif konular olduğundan anket çalışmaları da pek sağlıklı sonuçlar vermeyebilir. Yapılan araştırmalar, kadınların %29?unun hiç boşalma yaşayamadığını bize göstermektedir. Bir başka anket çalışmasında kadınların %70?inin cinsel birleşme sırasında boşalma yaşayamadığını, kadınların sadece %20?sinin vajinal boşalmayı tecrübe ettiğini görülmektedir. Anlaşılacağı gibi vajinal boşalma çok daha zor, klitoral boşalma ise daha kolaymış gibi bir tablo ile karşımıza çıkmaktadır. Bu rakamların ve istatistiklerin bu şekilde ortaya çıkmasının iki tane önemli sebebi vardır: Kadın cinselliği konusunda yanlış anlaşılmalar ve önyargılar? Yani hem kadınlar hem erkekler, hem de toplum cinsel konularla ile ilgili bazı ön yargılara ve yanlış anlamalara sahiptir. Bu durumun cinsel sorunlara yol açtığı bilinmektedir.

CİNSELLİĞİN DÖRT EVRESİ?


Masters ve Johnson?un yaptıkları çalışmalar sonucu, kadının cinsel uyarılmaya başlaması ve boşalmayla sonuçlanması 4 evreye ayrılır: Uyarılma evresi, plato evresi, boşalma veya orgazm evresi ve çözülme evresi? Kadının cinsellik arzusuyla başlayan uyarılma evresi, cinsel gerginliğin ve erotik duyguların yoğunlaştığı plato evresi ile devam eder. Plato evresi, cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir. Bu evrenin devamında cinsellik dışa vurulur ve boşalma veya orgazm evresine ulaşılır. Diğer bir değişle, daha önceki iki evrede artan gerginlik bu evrede yerini rahatlamaya bırakır. Çözülme evresinde ise artık tüm gerginlik kaybolmuştur. Kadın, boşalma ve orgazm esnasında salgılanan endorfinin etkisiyle kendini çok iyi hisseder. Bu döngü erkeklerde de aynıdır. Cinsel ilişkiyi başlatan ve boşalmayı hızlandıran ilk evrenin yani uyarılma evresinin olmaması kadınlarda boşalma sorunlarına neden olmaktadır. Bu da demek oluyor ki, ilk evrede oluşması gereken cinsel uyaranlar beyni sürekli ve yoğun bir şekilde uyarmıyor bu nedenle de, vücut bu uyaranlara eş zamanlı yanıt veremiyor. Sonuç olarak kadın ya hiç boşalamıyor, ya çok geç boşalıyor ya da yeterli uyarıya rağmen boşalma veya orgazm evresine çok güç ulaşıyor.

BOŞALAMAMANIN KADINDA YARATTIĞI SORUNLAR NELERDİR?


Boşalma sorunları kadınlarda anksiyeteye ve bunun sonucunda oluşabilecek depresyona, kendine güvensizliğe ve kişinin kendisine olan saygısını yitirmesine yol açabilmektedir. Aslında kadınların çoğu uyarılmakta fakat odaklanmayı sürdürememektedir. Boşalamayan veya orgazm olamayan kadın beyninde bunu takıntıya dönüştürmekte, boşalma bozukluklarına neden olmaktadır. Bu durum normal bir cinsel yaşamı olan kadınların herhangi bir döneminde de gelişebilmektedir.

HERKES KENDİ BOŞALMASINDAN SORUMLUDUR?


Erkeklerin kadın erojen bölgelerini bilmemeleri ve uygun uyarıları yeterince gerçekleştirmemelerinden dolayı da, kadınlar boşalma sorunları yaşayabilmektedir. Fakat her ne olursa olsun boşalma sorunları kadınların yarattığı yani kadın kaynaklı bir sorundur. Çünkü erkek erken boşalsa da, sertleşme sorunu yaşasa da, yeterince kadını uyaramasa da her kadın kendi klitorisini uyararak, sürtünerek, vakti geldiğinde kasılarak ve erkeğin tüm bedenini penis gibi kullanarak kendi boşalmasını gerçekleştirebilir. Yani kadın her şeyi erkekten beklemek yerine kendi boşalmasının sorumluluğu almayı kabullenmeli ve öğrenmelidir. Yani kadın klitorisini keşfetmeyi ve ardından onu kullanmayı öğrenmek zorundadır. Erkek nasıl ki penisini sürterek boşalıyorsa, kadın da klitorisini sürterek boşalır. Bunu yapabilmeyi öğrenmek için de kadınlar önce mastürbasyon yapmalıdır.

MASTÜRBASYONLA KEŞİF ŞART?

Mastürbasyon yaptıkça kadın klitorisini hassaslaştırmayı öğrenir ve onu sürterek boşalmayı keşfeder. Mastürbasyon ile öğrendiği becerileri partneriyle olan sevişmelerine ve birlikteliklerine aktarmayı becerebilirse de kadın zamanla cinsel ilişkilerinde boşalmayı başarabilir. Kadının boşalmasında erkeğin penisinin boyunun veya vajinada kalma süresinin uzun olmasının gerçekte bir önemi yoktur. Eğer kadın klitoristen zevk almayı başaramamışsa, boşalmanın sorumluluğunu almamışsa cinsel ilişkide boşalmayı öğrenemez. Demek ki çoğu zaman erkeğin erken boşalması, kadının cinsel ilişkide boşalmasının önünde bir engel değildir. Kadınlar klitorislerini kullanmayı öğrendiklerinde hem cinsel ilişkilerinde hem de karşılıklı mastürbasyonla boşalmayı başarabilirler. Mastürbasyonla klitorisini hassaslaştıran kadın cinsel ilişkilerinde boşalmayı da daha kolay öğrenebilir. Ayrıca erken boşalmayla erkeğin penisi inse bile, erkek işaret ve orta parmağını birleştirip penis gibi kullanabilir, vajina deliğini uyarabilir ve bu sırada başparmağı ile de klitorise dokunarak kadının boşalmasını sağlayabilir. Bu boşalma fizyolojik olarak penis-vajina birlikteliğindeki boşalmaya eşdeğerdir.

 http://cemkece.com/bosalma-ve-orgazm.html#.URH-xvJTLcs

3290 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


Cinselliğimiz Renklerde saklı

#

Per, 25 Kas 2010 14:38:51

Etrafınıza baktığınızda özellikle giyiminizde ve ev dekorasyonunuzda belli renklere yoğunlaştığınızı göreceksiniz. En fazla görünen renk sizin baskın renginizdir; cinsel sizi yansıtan renktir. Psikologlar renkler ve cinsel kalıplar arasındaki bağı aşağıdaki şekilde açıklamış.

KIRMIZI

Kırmızı herkesin bildiği gibi tutkunun rengidir. Bu rengi seven kişiler ise çok şehvetlidir.Kırmızıyı seven insanları çuvaldaki kaplana benzetmek yanlış olmaz. Kolayca tahrik olur, hayal edilebilecek her yolda cinselliğin tadını çıkarırlar. Cinsel kıvılcım bir kez çaktığında onu söndürmek saatler alır. Kırmızıyı sevenler kavgacı olur ve daha zayıf renkler onlardan kaçınır. Aşk yaşamlarında fantezilerin yeri büyüktür.

SARI

Favori rengi sarı olan kişilerin cinsel eğilimleri bir hayli karmaşıktır. Çoğunlukla sarı seven kişiler daha güçlü olan partnerlerinin isteklerine pasif davranışlarla uyum gösteirler. Asla cinselliğin tadını tamamen çıkaramazlar ancak hoşlarına giden kimseyi de geri çevirmezler. Bu anlamda sarı cinsel tutkudan uzak bir renktir. Onlar için ilk adımı karşı taraf atmalıdır. Bu yüzden karşı taraf bir hamle yapana kadar yalnızca beklerler.

PEMBE

Pembeyi seven insanlar cinsel konularda gelişmeye gönülsüz olurlar. Bu kadınlar partnerlerine çoğu kez eziyet eder, vereceklerinden fazlası için söz verirler. Bazı durumlarda dişilikleriyle gösteriş yaparlar çünkü gizliden gizliye erkeklerden nefret ederler. Pembeyi seven erkeklere gelince... Bu tip erkekler kadınların peşinden koşar ve kur yaparlar. Hatta aynı gecede üç ayrı randevu verebilen fakat hiçbirisiyle buluşmayıp barın birinde yeni biriyle tanışabilen kişilerdir. Kocası pembe seven kadınlar ihtiyatı elden bırakmamalıdır.

MOR

Bu rengi sevenler aşkta da, iş yaşamında da kolay elde edilmezler. Bu rengi seven kişilerin etrafındakiler, onlara fazlaca bilgiç bulabilir. Mor rengi seven kadınların kişilikleri son derece güçlüdür. Onlar karşılarındakine gerçekten inanırsa ilişkiye girer ve oyunu kurallarına göre oynarlar. Erkekler ise aşk ilişkilerine iş ilişkisi tadında yaklaşırlar. Her iki cinsiyette de moru sevenler karşılarındakinin hoşnutluğundan çok kendilerininkini düşünürler.

SİYAH

Siyah renk gücü ve tutkuyu temsil eder. Cinsellik konusunda sekste tıpkı kırmızı gibi şehvetlidirler. Genellikle doğalarında sadizim ya da mazohizm vardır. Bu sebeple seks sırasında da hiçbir sınır tanımadan sevişirler. Biraz içe kapanık gibi görünseler de aslında sevişme anında diğer renklerden daha cesurdurlar. Fakat onlar saman altından su yürütenler gibi şehvetlerini yalnızca yatak odalarında partnerlerini şaşırtmak için gösterirler.

YEŞİL

Doğanın rengi olan yeşil güven veren bir renktir. Bu yüzden partneriniz yeşili seviyorsa doğru kişiyle birliktesiniz demektir. Bu rengi sevenler cinsel yaklaşımlarında masum ve tazedir. Yeşili seven kadınlar partnerlerine her zaman sadıktırlar. Tutkuları olsa bile bunu partnerlerine çok fazla göstermezler. Yeşili seven erkekler anlaşılmaz tavırlarıyla karşılarındakini etkilemeyi iyi bilirler. Kısacası partneriniz yeşili seviyorsa asla ihanetten şüphelenmemelisiniz.

TURUNCU

Turuncu rengi sevenlerin cinsel fantezilere eğilimi vardır. Cinsel etkinliği kendilerinin başrolü oynadığı tek sahnelik bir oyun olarak görürler. Önsevişme cinsel birleşme kadar önemlidir. Tatlı şeyler, anlamsız diyaloglar fısıldarlar. Turuncu insanlar orgazm olamasalar bile çok iyi rol yaparlar. Seks sırasında şehvetten dolayı partnerlerine biraz zarar verebilirler. Turuncu erkekleri eşlerinin saçını çekmeye, kadınları da eşlerinin sırtında çizikler bırakmaya eğilimlidirler.

KAHVERENGİ

Bu rengi seviyorsanız, eşiniz için bir hazinesiniz demektir. Kahverengi sevenler sıcak ve eşinin isteklerine karşı duyarlıdır. Bunun yanı sıra da kadın ya da erkek her iki cins de son derece romantiktir. Cinsellik onlar için 24 saatlik birşeydir. Ateşin kenarında sarılıp uyumak, yağmurda yürümek kahverengi sevenler için tahrik edicidir. Ancak şiirsel duyguları öyle bir yapıya sahiptir ki bir tek kötü söz herşeyi mahvedebilir.

GRİ

Bu renk kararsız kişiler tarafından sevilir. Hiçbir konuda heyecanlanmadıkları gibi renk konusunda da son derece heyecansızdırlar. O yüzden de yorumsuz gölge rengini seçerler. Gri tercih eden erkekler cinselliği sakinleşme aracı olarak görürler. Ne fazlası ne de azı. Kadınlar sevişmez, cinsel ilişkiye girerler. Sadece iki sebepten biri için: Eşlerini memnun etmek ya da hamile kalmak. Sevişme bitene kadar duvar kağıtlarındaki desenleri sayarlar.

MAVİ

Mavi sevenler harika cinsel partnerlerdir. Sevgi doludurlar, eşlerinin ihtiyaçlarına duyarlıdırlar.
Sevişmeyi bir sanat olarak görür ve ilişkilerine zarifçe yaklaşırlar. Mavi seven erkekler piyanistlere benzerler, piyano çalarmış gibi zarifçe sevişirler. Mavi kadınları cinselliklerinin tadını sonuna dek çıkartırlar. Hem kadınlar hem de erkekler önsevişmeden ve ardından gelen birleşmeden hoşlanır. Evlilikte mavi kişi mükemmel bir eştir, dışarıda gözü yoktur.

BEYAZ

Beyaza tutucu insanların rengidir. Yatmak sevişmekten daha fazla tercih edilir. Cinsellikten pek fazla hoşlanmazlar. Bu insanların doğasında biraz tutuculuk vardır. Onlar için, Fransız öpücüğü müstehcen bir şeydir ve gün ışığında sevişmek duyulmamış bir olaydır. Beyazı seven kadınlar gizlilik içerisinde soyunur.

Haberturk

2202 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


kadın ve erkeklerde orgazm

#

Per, 25 Kas 2010 14:38:03

Cinsellikte en çok merak edilen konu orgazmdır. İşte kadın ve erkeklerle ilgili orgazm gerçekleri..
25.11.2010 11:36:10

1- Araştırmalar, kadınlarla erkeklerin zevk anında yaşadıklarının birbirlerine çok benzediğini ortaya çıkarmış.

2- Bir erkeğin orgazma ulaşması için ortalama 2 ila 10 dakika gerekirken, kadınların 20 dakikaya ihtiyacı var.

3- Erkeklerin orgazmı kadınlara göre daha kısa sürüyor. Erkekler 3 ila 15 saniye arasında orgazm oluyor.

4- Orgazm kelimesi yunanca Orgasmos'tan geliyor. Anlamı ise, hevesli ve heyecanlı olmak.

5- Kadınlar boşaldığında bir çay kaşığı kadar açık renkli bir sıvı geliyor.

6- Erkeklerin cinsel organ boyutu orgazm açısından bir önem taşımıyor.

7- Kadınlar, orgazm oldukları sırada özellikle karın bölgelerinde bir hareketlenme hissediyorlar. Bu spermlerin yumurtaya ulaşmasını sağlayan hareketi teikliyor. Regl döneminde bu hareket tam tersi yönde oluyor.

8- Yaşınız ilerledikçe orgazma ulaşma süreniz azalıyor.

9- Sizi zevkten çıldırtan o noktaya ulaştığında erkeğin cinsel organı hiç olmadığı kadar hassaslaşıyor.

10- Orgazm olurken gülmek yerine kızgın bir surat ifadesi takınmanın nedeni, kadınların beyninde acı ve orgazmı kontrol eden kısımları çalışıyor. Bu sırada acıya her zamankinden daha az duyarlı olursunuz.

11- Uyurken orgazm olmanız mümkün ancak bu kendi kendinize bişey yaptığınız anlamına gelmez çünkü zevk, fiziksel uyarıdan çok beyninizde yarattığınız imajlara dayanır.

12- Yaşadığınız bir orgazm sadece 2 veya 3 kalori yakmanızı sağlar. Sevişme esanasında ortalama 50 kalori harcarsınız.

13- Orgazm yaşam kalitenizi artırır, ömrünüz uzar, bağışıklık sisteminiz güçlenir.

14- 18 ila 59 yaşları arasındaki her 3 erkekten biri erken boşalma sorunu yaşıyor.

15- Gerçekten orgazm olduğunuzda kalp atışlarınız hızlanır, göz bebekleriniz büyür, cildiniz kızarır, nefes alışverişleriniz hızlanır.

16- Erkekler ne kadar fazla orgazm olursa prostat kanserine yakalanma risklerin de az olur.

3687 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


Vajina,Penis ve Makat siğilleri

#

Paz, 04 Eki 2009 20:01:26

ağıda verilen hpv virüsüne ait genital siğilleri içeren resimler  eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır... Genital siğller 1-2 tane olabileceği gibi daha yaygın da olabilmektedir. Değişik boyutlarda olabilen genital siğiller hakkında bir fikir edinmeniz için aşağıdaki resimleri inceleyebilirsiniz..

 

kadında vajina girişine vküçük dudaklare  labia minora (küçük dudaklar) yerleşmiş çok sayıda küçük boyutta genital siğil, kondilom. HPV

kadında vulva
 

kadında vulva, dış genital organa yerleşmiş orta büyüklükte çok sayıda genitak siğil, kondilom. HPV

kadında dış genital organ ve anüse kadar yerlemiş yaygın değişik büyüklükte genital siğiller, kondülom. HPV

kadında perinede duş genital orhanda yerleşmiş büyük kondilomlar, genital siğiller.HPV

peniste siğil

erkekte peniste çok sayıda küçük genital siğil, konilom. HPV

erkekte  değişik çaplarda genital siğiller, HPV kondilom


 

Erkekte sünnet kesisinin hemen altında 5-6 adet siil, kondilom. HPV

Yenidoğan bebekte normal doğum sırasında anneden HPV bulaşması sonucu üst solunum yollarında oluşan HPV lezyonu, laringeal papillomatozis

Kadında makat etrafında çok sayıda büyük genital siğiller, HPV lezyonları

tedavi edilmemiş ve sonuçta ihmal edilmiş genital siğil, kadının tüm dış genital organının kaplamış, anatomik yapıyı bozmuş

Erkekte makat etrafında bir adet büyük genital siğil, kondilom. HPV lezyonu.

tedavi edilmemiş ve sonuçta ihmal edilmiş genital siğil, erkeğin tüm penisinin kaplamış, anatomik yapıyı bozmuş

Kadında oral seks ile bulaşmış ağızda siğil, kondilom, HPV lezyonları

Erkekte oral seks sonucu bulaşmış ağızda siğil,kondilom, HPV lezyonları

Erkekte penis üzerinde Genital Herpes

 

Kadında vulva ve perinede Genital Herpes

 

 

 

7277 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


Makatta (anüste) siğil

#

Paz, 04 Eki 2009 19:42:53

Genital siğil veya diğer ismi ile genital hpv bir çok ülkede yaygın olarak görülen ve genellikle cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.HPV, İnsan Papilloma virus olarak adlandırılan bir çeşit virustür. HPV virüsününün yaklaşık 80  tipi vardır ve çok büyük bir kısmı genital bölgelerde gözle görülen condyloma accuminata denilen deri oluşumları meydana getirir. Ancak bazı hpv enfeksiyonlarında genital bölgede virus bulunmasına rağmen deri oluşumları ve benzeri belirtiler oluşmayabilir.Virüsün varlığı ancak laboratuvar testleri ve incelemeleri  ile belirlenir.HPV DNA testi en sık uygulanan testtir.
 

 Genital hpv hastalığı vulva, vajina , anüs (makat)  serviks (rahim ağzı) , penis, scrotum (torbalar), kasık ve kalça üzerinde kabarcıklar, yumrular çıkıntılar ve et benleri halinde görülür. Bu genital siğillerin üzeri düz veya kabarık, sayısı tek veya çok, küçük veya büyük olabilir, yani tek tip olmayıp çeşitli görüntülerdedirler. Bazıları kümeler meydana getirerek ayçiçeği şeklinde de görülebilir. Bazen de "karnıbahar görünümü" şeklindedirler. HPV'nin tipi genellikle dış görünüşü yani kondilom lezyonlarının yapısını da belirler.

Nadiren de olsa  hpv enfeksiyonları deride o kadar küçük değişiklikler meydana getirir ki bunlar çıplak gözle görülemez bunlara subklinik vakalar denmektedir.HPV enfeksiyonları genellikle bu virüs ile enfekte bir kişi ile vaginal, anal ve oral seks - cinsel ilişki sırasında deriden deriye temas sırasında bulaşır. Genital hpv'nin oral seks sırasında ağızdaki mukoz membranlara bulaşması da mümkündür. Virus bulaştıktan birkaç hafta veya birkaç ay hatta yıllar  sonra deri oluşumu görünmeye başlar, bu süre sabit değildir ve virüsün tipine göre değişkenlik gösterir. Ancak bazen de klinik belirtilerin hiç ortaya çıkmadığı ve kişilerin  unutulmamalıdır. Subklinik (belirti vermeyen) hpv enfeksiyonlarının bulaşması hakkında bilgimiz azdır ve fazla bir tıbbi yayın yoktur. Ancak bazı yayınlar ve  araştırmacılar bunlarda bulaşma olasılığının daha düşük olduğunu ileri sürmektedir. HPV vrüsü tespit edilen kadınların cinsel partnerlerinin de % 70-90 olasılıkla enfekte olma ve kondilom bulaşma  olasılığı bildirilmiştir.

Makatta Siğil ,Anal Siğiller Nasıl Bulaşırlar? Belirtileri ve  Şikayetleri Nelerdir?

Anal siğiller (anal condyloma acuminata), anüs - makat  çevresini etkileyen, sık görülen  lezyonlardır ve genellikle anal ilişki, anal seks ile bulaşmalarına rağmen bu tür bir ilişki olmadan sadece normal vajina ilişki ile de bulaşabilmekte veya vajinadaki yani kadında cinsel organdaki siğillerin buraya, anüs-makat etrafına yayılmaları ile de gözlenmektedir.ani anüste makatta siğil çıkan kadınların mutlaka anal sekse (ters ilişki) girmeleri şart değildir. İnsan papilloma virüsünün (HPV) belirgin hale gelmesi için aylar hatta yıllar geçebilir. Mikroskopik virüsün çoğalması ve büyümesi için belli bir zaman gerekir ve bu zaman virüsün tipine göre değişkenlik gösterir. Bazı tip virüsler agresif olurlar, çok hızlı yayılıp çok kısa bir sürede alındıktan hemen sonra ortaya çıkarlar. Lezyonlar öncelikle yüzeyden hafif kabarıklıklar olarak başlarve gelişip yayılırlar. Yumuşak, pembeden kırmızıya kadar değişen renklerde ve yapıda karnıbahar gibi oluşumlardır. Sayıları bir veya sayılamayacak kadar çok sayıda olabilir ve bu lezyonlara "kondilom" veya "kondülom" denmektedir.  Ağrı ve rahatsızlık hissine neden olmasalar da kaşıntı ve yanmaya neden olabilirler. Bazen kaşıntı ilk belirti olabilir.Bazı kadınlarda genital ve makat bölgesinde kanama gözlenir. Hastalar kendilerinde hastalığın olduğunun farkına varmayabilirler. Çoğunlukla genital siğil şikayeti ile doktora başvuran kadınlarda , bu bölgedekilerine ek olarak makat etrafında da siğillerin gözlenmesi ile fark edilirler.

Makatta (anüs) ve Etrafında  Çıkan HPV ye Bağlı Siğiller' in Kansere Dönüşme Olasılığı Nedir?

Anüs yani makat kanseri, sindirim kanalının dışarı açılan kısmı olan anüsün kanseridir. Anüs kanserinin sıklığı son 15-20 yıldır batılı ülkelerde önemli bir şekilde artmaktadır. Orta ve ileri  yaşlılarda daha sıktır. Anüs kanseri erken evrede hastada hiçbir rahatsızlık oluşturmaz ve bulgu. Bu nedenle erken dönemde anüs kanserinin  saptanması çok güçtür. Kanser büyüyüp ilerlediği zaman ise; anüsten kanama, ağrı ve kitle en sık görülen bulgulardır. Ancak, bu aşamada genellikle kanser yayılmış ve başarılı bir cerrahi tedavi şansı yitirilmiş olur. Anüs kanserine neden olan faktörler; rahim ağzı kanserine de neden olan ve anüs ve çevresinde siğiller yapan Human Papillomavirus (HPV) adlı virus enfeksiyonu, anüs yoluyla cinsel ilişki (hem kadın, hem de erkeklerde), çok eşlilik, sigara, AIDS hastalığı ve benzeri nedenlerle bağışıklık sisteminin baskılanması, kadınlarda genital sistemde siğil, rahim ağzında HPV enfeksiyonu, displazi ve kanser oluşması ve Crohn Hastalığı en önemli risk faktörleridir.
Prezervatif kullanımı anüste HPV bulaşmasını önlemek için genellkle yeterli değildir. HPV geçişi - bulaşması , penisin anüs civarına teması, parmaklar veya seks aletleri ile de olabilir. Mutlaka anüse tam bir giriş gerekmez. Bu nedenle de, anüs yoluyla cinsel ilişkiye girmese bile, rahim ağzında HPV veya siğil olan kadınlar daha yüksek anüs kanseri riski taşırlar ve bu sebeple de önlem almak zorundadırlar.

Anal Smear Nedir, Anal HPV de Uygulanması Mümkün Müdür? 

Anüs kanseri ve özellikle HPV ye bağlı kanser öncüsü hastalıklarının erken tanısı ?Anal Smear? ile konabilir. Ülkemizde pek bilinmemesine ve yaygın kullanılmamsına rağmen yüksek risk faktörlü hastalarda anal smear (anal simir) etkili ve kabul edilmiş bir tarama yöntemidir. Eşcinsellerde, anüs yoluyla ters cinsel ilişkiye giren kadınlarda, anüs ve çevresinde siğil saptanan kadın ve erkeklerde, cinsel organlarda ve çevresinde siğil saptanan kadınlarda  ve rahim ağzı smear ve biopsilerinde HPV, displazi veya kanser saptanan kadınlarda yılda bir defa Anal Smear yapılmasını öneren yurtdışında merkezler vardır.. 
Anal Smear, ucunda nemlendirilmiş bir pamuk sarılı çubuk veyarahim ağzı kanalından smear alınmasında da kullanılan  endoservikal fırça ile alınır. Smear çubuğu anüse 3-4 cm dikkatli bir şekilde sokulur ve en az 360 derece döndürülerek ve tüm yüzeylere sürülerek geri çekilir. Elde edilen materyal, tek bir düzgün hareket ile bir lamın yüzeyine düzgün ve ince bir şekilde yayılır. Smear, alınır alınmaz, saniyeler içinde, %95?lik etil alkol içeren bir kap içine konarak mutlaka tespit edilmelidir. Anal Simir materyali patoloji laboratuarında boyanarak, Anal Smear konusunda deneyimli bir Patoloji Uzmanı tarafından incelenmeli ve rapor edilmelidir.Anal Smear?de kanser öncüsü hastalıklara ait hücreler saptanırsa bir endoskopi uzmanı veya genel cerrah tarafından zaman kaybetmeden derhal ?yüksek rezolüsyonlu anoskop? eşliğinde ?anüs biopsisi? yapmak gerekir. Biopsi sonucuna göre gerekli cerrahi tedavi yapılarak kanserin gelişmesi önlenir. Böylece, hastanın yaşamı kurtarılmış olur. Bu uygulama ülkemizde yaygın olmayıp sadece büyük patoloji merkezlerinde ?Anal Smear? değerlendirmesi yapan patologlar mevcuttur.Yurt dışında daha yaygın olarak kullanılmaktadır....

Makat Etrafında Ve Anüste Bulunan Siğil Odakları, Kondilomlar Nasıl Tedavi Edilir ,Takibi Nasıl Yapılır?

Genellikle kadında vulva , perine ve dış genital organda bulunan siğillere ek olarak makatta da siğil saptanır ve tedavisi de aynı seansta genital organdaki diğer siğillerle birlikte yapılır. Nadiren de olsa genital organda olmayıp sadece makat etrafında veya anüs girişinde  siğil şikayeti ile bize başvuran başvuran kadınlar olmaktadır. Anal ilişki (ters ilişki) , anal seks bu bulaşmada önemli bir faktördür.Eğer siğiller çok küçük ve sadece anüs çevresindeki ciltte yerleşmişse direkt olarak siğilin yüzeyine uygulanan ilaçlarla tedavi edilmesi denenebilinir. Bu yöntem basit gibi görülmesine karşın çok dikkatli bir şekilde ancak  doktor tarafından çevredeki normal dokuya zarar vermeden uygulanmalıdır. Uygulanması zor , meşakatli olan bu işlem sıklıkla haftalar sürer ve çok sayıda uygulama gerektirir ve pek tercih edilmez çünkü hastada ,hassas olan bu bölgede kaşıntı yaralar , ağrı ve dayanılmaz huzursuz hissine uzun süre sebep olabilir.Bazen kapanmayan veya zor iyileşen kimyasal yanık bölgeleri oluşmakatadır. Makatta ve anüs çevresinde oluşan genital siiller tedavisinde  en çok tercih edilen metod, dış genital organlarda olduğu gibi siğillerin elektrokoter kullanılarak yok edilmesi (yakılması ,koterizasyon işlemi) veya çok büyükler ise  cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Diğer yöntemlerden üstün olmamasına rağmen bazı merkezlerde  lazer cerrahisi de kullanılmaktadır. Bu yöntemler anında sonuç verirler, ancak siğillerin sayı ve yerine bağlı olarak lokal anestezi, spinal ya da genel anestezi altında uygulanırlar. Eğer siğiller az miktarda ve yaygın bölgede değilse lokal anestezi genellikle yeterl olmaktadır.Anal kanal içindeki siğiller ilaçla tedavi için kesinlikle  uygun değildir ve çoğu durumda  koter ya da cerrahi yolla tedavi edilmelidirler. Anal kanal içine de bağırsaklara doğru yayılan siğiller mevcut ise genel cerrahi uzmanından da yardım almak gerekir. Koter yada cerrahi tedaviye rağmen çoğu hasta tedaviden sonra yeni siğiller oluşturur.Bu durum genellikle hastada bir moral bozukluğuna sebep olmasına karşın bunun nedeni genital siğile neden olan HPV virüsünün  dokularda ortalama 6 ay yada daha da uzun süre belirti vermeden yaşamasıdır.Gebelerde genital siğillere ek olarak veya ayrı  olarak makatta da siğil çıkmış ise ,tedavisi genital bölgedeki siğiller gibi yapılır. Yeni siğiller sıklıkla dokuda zaten bulunan virüs nedeniyle oluşur.  Bunlar daha önce tedavi edilen siğillerin nüks etmesi değildir. Tekrar siğil çıkan durumlarda  aynı yöntemlerle (koterizasyon, crrahi çıkarma gibi..) tedavi edilirler. Nüks durumlarında moral bozukluğu olmasına rağmen hastanın tedavinin sonucuna inanarak "ve mutlaka bu siğillerden kurtulacağını bilerek"  ısrarla tedaviye devam etmesi en doğru ve kesin bir yaklaşımdır. Doğru bir tedavi ile genital bölge ila anüs civarında olan siğiller de  kolaylıkla yok edilmekte olup bu kondilom olarak isimlendirilen genital siğiller bir süre sonra ısrarlı ve doğru tedavi ile sonuçta bitmektedirler....
 

Anal Seks Hakkında Tıbbi Bilgiler;

Anal seks penisin vajinaya değil de makata sokulmasıdır. Makatta çok sayıda sinir ucu bulunur ve çok hassas, duyarlı bir organdır, bu kadar hassas olmasından dolayı da cinsel ilişki sırasında kullanılması hiç de ender değildir. Anüs bölgesi (makat) ve burada yer alan halkasal kaslar, duyu sinirleri açısından zengin bir bölgedir. Halkasal kaslar normalde sıkıca büzülmüş durumda bulunurlar. Gerektiğinde 6?7 cm. çapa kadar genişleyebilirler. Anüs bölgesindeki anatomik yapı çok narindir. Eğer hazırlık yapılmadan veya sabırsızca anal ilişki kurulması halinde bu bölgedeki dokularda yırtılmalar, kanamalar ortaya çıkar. Bu yırtılmaların ortaya çıkması sadece acı açısından önemli değildir. Gerek cinsel yolla bulaşan hastalıkların gerekse de bu bölgedeki bakterilerin hastalık oluşturmaları için uygun ortam oluşturmasıdır.

Anal seks tümüyle ayrı iki floranın (penis ve kalınbağırsak) karşılaştığı bir ilişki şeklidir. Erkeğin genital bölgesinin savunma sistemlerinin oldukça gelişmiş olması nedeniyle erkekte ender durumlarda enfeksiyon oluşurken, kadında oluşan sıyrıklardan erkeğin genital patojenleri geçebilir. Yine anal sekste hatalı yapılan bir uygulama anal seks sonrası vajinal seksle devam edilmesidir, bu durum kadınlarda ciddi enfeksiyonlara neden olabilir.

Amerika'da 100 bin kadını kapsayan bir araştırmanın sonuçlarına göre, her yüz kadından sadece ikisi anal seks yapıyor. İtalya'da yapılan bir araştırmada ise bu oran dörtte bire iniyor. Anal seks ile AIDS ve diğer cinsel hastalıkların bulaşma riski iki kat artıyor. Unutulmaması gereken anal sekste ( Ters ilişki) mutlaka prezervatif kullanılması gerekliliğidir.

kaynak:http://www.genitalsigil.net

4310 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


Vajina da Kaşıntı

#

Paz, 04 Eki 2009 19:40:30

Kadınlarda dış genital organda , yani vulvada görülen  kaşıntı sık gözlenen ve genellikle  çok rahatsız edici bir yakınmadır. Bazen bu dış genital organda olan kaşıntı HPV virüsünün ve bu virusa bağlı gelişmekte olan siğillerin tek ve en erken belirtisi olabilmektedir. Kaşıntı dış genital organda olabildiği gibi makat etrafına da yayılabilmektedir.
Peki dış genital organda, Vulva ve Vajina da olan bu kaşıntı sadece HPV  sebebi ile mi  olur?? Tabii ki hayır. Bir çok genital enfeksiyon, alerjen durum hatta vulva kanseri de genelde kaşıntı olarak belirti vermektedir. Bu sebeple  vücudun en kapalı tutulan bölgesi olan vulva ve vajina daki bir kaşıntı kadın tarafından ?basit bir mantar? veya ?pişik? olarak değerlendirilmemeli ve mutlaka bir jinekolog muayenesi için başvurulmalıdır.
Vulva yani kadındaki dış genital, cinsel  hastalıklarının pek çoğunda ortak bir semptom ve şikayet olarak kaşıntı ön plana çıkmaktadır. Vulvanın değişik sabunlarla yıkanması, tüylerin alınması,kullanılan petlere reaksiyon ( özellikle parfüm gibi katkı içeren petlere) ve epilasyon gibi olaylar da enfeksiyon sebebi olmaksızın kaşıntılara neden olabilirler.Menopozda vulvanın östrojen eksikliğine bağlı cildindeki değişikler ve idrar kaçırma (üriner inkontinansın) irritasyon ve kaşıntıya neden olabileceği de unutulmamalıdır..

Kadın Dış Genital Bölgesinde Oluşan Kaşıntının En Sık Nedenleri Nelerdir?

v     Enfeksiyonlar, İltihaplar
Fungal enfeksiyonlar, HPV, mantar, gardnerella vaginalis vajiniti, trichomonas vajinalis, kıl kurdu, uyuz, bit gibi patojenlerle ortaya çıkan enfestasyonlar, iltihaplar

v     Dermatit ve dermatozlar, cilt hastalıkları
Atopik dermatit, seboreik dermatit, kontakt dermatit (Tampon, pet, sabun, prezervatif, tüy dökücüler, kayganlaştırıcı kremler, spermisidler, piercing, naylon iç çamaşırları ), sedef hastalığı, lichen planus, Lichen sclerozis, Lichen simplex chronicus.

v     Squamoz hücre hiperplazisi (Hipertrofik distrofi)

v     İntraepitelyal lezyonlar,
Vulvar intraapitelyal neoplazi (VİN1,VİN2,VİN3), Paget hastalığı,

v     Vulva kanseri

v     Fox-Fordyce hastalığı, sryngoma gibi çok nadir  görülebilen diğer cilt  hastalıkları

Vulvada Olan  Kaşıntının Tanısı ve Ayırıcı Tanısı  Nasıl Yapılır?

1- Göz ile dışarıdan  muayene, inspeksiyon - gözlem:
Kaşıntının asıl sebebini bulmada en önemli tanı yöntemidir ve genellikle yeterli olabilmektedir. Doktorun deneyimi çok önemlidir. Eğer teşhiste yetersiz kalır ise a diğer tanıya yardımcı yöntemlerden faydalanılabilmektedir.

2- Vajinal akıntının incelenmesi, mikroskopik inceleme: Vajinal akıntının dn oğruda mikroskopik incelenmesi, KOH sıvısı  damlatılarak koku testinin yapılması ve sonrasında mikroskopik incelenmesi, trichomonas vajiniti, gardnerella vajinalis , bakteriyel vajiniti ve kandidiazisin (mantar hastalığı) ayırıcı tanısında kullanılır. Ayrıca pH ölçümü tanıda yararlı olabilmektedir.

3- Vajinal kültür ve servikal  kültür: Vajinal florada çok sayıda bakteribulunabildiği için vajinal akıntıların tanısında rutin bakterikültürlerinin yararı fazla değildir. Ancak özellikle tedaviye dirençli veya tekrarlayan fungal enfeksiyonlarda kültürlertanı ve direçli bir fungal ( mantar) enfeksiyonu tanımlamada yardımcı olabilmektedir.

4- Vulvadan Biopsi: Vulva biopsisi çok önemli bir tanı yöntemi olmasına rağmen çok az başvurulan bir yöntemdir. Vulva kanserininve vulvar intraepitelyal lezyonların ( VIN 1, VIN2, VIN 3) ilk belirtilerinden birinin kaşıntı olduğu daima akılda tutulmalıdır. Nedeni kesin olarak saptanamayanve teşhisi tam olarak konulamayan lezyonlara bağlı  tüm kaşıntılarda biopsi alınması gerekir. Vulvar distrofilerin ve vulvar intraepitelyal neoplazilerin kesin tanısı biopsiyle konur. Biopsi dikkatli bir şeklilde yapılmalı ve  ciltaltı ,subkutan dokuyuda kapsamalıdır.

5- Vulvoskopi( Kolposkopi),Vulvanın İncelenmesi: Rahim ağzına ait, Servikal lezyonların tansında olduğu gibi vulva lezyonlarının tanısında da aynı kolposkopi cihazı  kullanılabilir. Kolposkopi temel olarak displazi alanlarını, şüpheli dokunun teşhisi  ve biopsi alınacak alanları belirlemekte kullanılır. Özellikle şüpheli genital siğil varlığında bir ?vulvar intraepitelyal lezyonu?  atlamamak için ?kolposkopi? eşliğinde b.opsi almak en doğrusudur.

Vulva , dış genital organda en sık kaşıntı sebebi olan enfeksiyonlar nekerdir?

Mantar enfeksiyonu, mantar hastalığı
Gardnerella vajinalis ,bekteriyel vajinit,vulvit
Trichomonas vajinalis
HPV enfeksiyonu
Uyuz
Bit


Vulvada kaşıntıya sebep olan cil hastalıkları nelerdir

Dermatitler, egzema, alerjik dermatit
Lichen Planus
Lichen simplex
Lichen Sclerozis
Sedef Hastalığı (Psöriasis)
Hiperplastik vulvar distrofi
Vulva intraepitelyal neoplaziler, Vulva kanserinin öncü lezyonları  (VİN1, VİN2, VİN3)
Meme dışı Paget hastalığı
Fox-Fordyce Hastalığı
Syringomalar

Sonuç olarak HPV ve kaşıntı::
Kaşıntı varlığı mutlaka bir patolojiyi ve enfeksiyonu düşündürebileceği için mutlaka bir jinekolog tarafından muayene edilmek gereklidir. HPV virüsü ve yeni başlayan genital siğillerin (özellikle tip 6 HPV ve tip 53 HPV) ilk belirtisinin anlamsız kaşıntı olduğunu unutmamak gerekir.

kaynak;http://www.genitalsigil.net/

2960 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


Hamilelikte cinsel ilişkinin sakıncalı olduğu..

#

Per, 24 Eyl 2009 12:08:09

Hamilelikte cinsel ilişkinin sakıncalı olduğu durumlar

? Düşük tehlikesi varlığı.

? Sebebi açıklanamayan vajinal kanama.

? Hamilelik kesesinin erken açılması ve suların erken gelmesi durumu.

? Plasenta previa (bebeğin eşinin aşağıda olması).

? Erken doğum tehlikesi.

? Partnerin cinsel temasla bulaşan hastalık taşıyıcısı olması.

? Hamilede aktif kondilom, genital siğil-HPV lezyonlarının varlığı.

? Çoğul hamileliklerde son 3 ay.

? Tekil hamileliklerde son 1 ay.

Güvenli bir seks için

? Yasak olduğu durumlarda ilişkiye girmemek gerekir.

? Cinsel ilişki sonrası kanama olursa, doktorunuzu mutlaka haberdar etmelisiniz.

? Hamilelikte, cinsel ilişki sayısında kısıtlama yoktur, fakat aşırıya kaçmamak gerekir. İlişki sırasında karın ve rahim fazla zorlanmamalıdır.

? Kimyasal kayganlaştırıcılar kullanılmamalıdır.

? Meme uçlarının fazla uyarılması oksitosin ismindeki hormonu salgılatıp, erken doğuma sebep olabilir. Meme uçlarındaki hassasiyete dikkat etmek gerekir.

? Spermin içindeki prostaglandin ismindeki bir madde, rahim ağzını uyarıp, rahim kasılmalarına sebep olabilir. İlişkide spermin, vajina içine akmasına engel olmak gerekebilir. Prezervatif veya geri çekme metodu kullanılabilir.

? Prezervatif aşırı esanslı olmamalı ve kimyasal maddeler içermemelidir. Normal, basit prezervatifler tercih edilmelidir.

? Önerilen cinsel pozisyonlarda ilişkiye girmeye özen gösterilmelidir.

 

www.cinselokul.blogcu.com

2227 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


cinsel saglik hattı

#

Çar, 09 Eyl 2009 09:13:01

Avrupa Cinsel Sağlık Birliği (ESDA) Başkanı İrem Hattat, Türkiye?yi de etkileyen küresel ekonomik kriz nedeniyle "Cinsel Sağlık Danışma Hattı"nı arayanların sayısında yüzde 30 artış meydana geldiğini bildirdi.

Hattat, yaptığı açıklamada, Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) tarafından ESDA şemsiyesi altında 2002 yılında oluşturulan "Cinsel Sağlık Danışma Merkezi"nin 0212-282 01 01 numaralı bilgi hattına yapılan başvurulara ilişkin bilgi verdi.

Danışma hattının 2002 yılındaki açılışından bu yana büyük ilgi gördüğünü ve 12 ülkede bulunan ESDA danışma hatları arasında en çok aranan hat olduğunu anlatan Hattat, bu yıl Ekim ayına kadar 126 bini aşkın başvuru aldıklarını bildirdi.
Hattat, cinsel danışma hattını arayanların yüzde 82?sini erkeklerin, yüzde 18?ini kadınların oluşturduğunu belirtti.

Tüm ülkeler arasında Türkiye?nin, hattı arayanların en genç olduğu ülke olduğuna dikkati çeken Hattat, "Türkiye?de hatta başvuruda bulunanların ortalama yaşı 29 iken, bu Fransa?da 50, İngiltere?de 48, İspanya?da 46, Yunanistan?da ise 43.

Arayanlar arasında yine Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında doktora başvurmama oranı en yüksek ülke de Türkiye. İspanya ve Fransa gibi ülkelerde 10 hastadan 5?i doktora başvururken, bizde 10 hastadan sadece 2?si doktora yöneliyor" diye konuştu.

Krizin yansıması

İrem Hattat, ülkeler arasında Türkiye?nin, "sertleşme sorunu"nun en az sorulduğu ülke olduğuna işaret ederek, başvuruların Almanya?da yüzde 93, Fransa?da yüzde 75, İspanya?da yüzde 65?ini oluşturan bu sorunun, Türkiye?de ise yüzde 21 düzeyinde kaldığını anlattı.

1745 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


RAMAZANDA CİNSELLİK

#

Cum, 04 Eyl 2009 07:59:59

Ramazanda cinsellik nasıl olmalı?
Ramazanda cinsellik nasıl olmalı?
Cinselliğin büyük bir tabu olması Ramazan ayının gelmesiyle iyice kafa karıştırıyor. Ramazanda cinsellik caiz mi? Ne zaman olmalı? Nasıl olmalı? Sağlık için uygun mu? Tüm bu sorulara Cinsel Sağlık Enstitüsü cevap verdi.
61772
Ramazan ayının başlamasıyla her yıl olduğu gibi "Ramazan'da cinsellik nasıl yaşanmalı?" konulu tartışmalar da gündeme gelmeye başladı.

Basın açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) bu konu ile ilgili bir açıklama yaptı.

"Cinselliğin ülkemizde hala bir tabu olduğunu savunan CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe;
"Cinsellikte topluma hâkim olan abartılmış ayıp, yasak ve günah kavramları, kişinin nikâhlı eşiyle yaşadığı normal cinsel ilişkileri bile gölge altına alabiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Ramazan ayında yaşanan cinsellik tartışmalarıdır.

Ramazan ayında cinsellik çok yanlış bir şekilde, sanki bir suç, bir günah ya da çok kötü bir eylemmiş gibi algılanabiliyor. Hangi ayda olursa olsun, bir insan yanlış yapıp sonuçlarına katlanıp, acı çekerse; eşiyle sağlıklı bir şekilde cinsel ilişkiye girdiğinde de o kadar rahatlar ve keyif alır." dedi.

Sevgisiz bir toplum olduk!

Cinsel dengenin bozulmasıyla etkilenenin sadece cinsel hayat olmadığını, toplumsal yapımızı bir arada tutan saygı, güven ve en önemlisi sevgi kavramının da etkilendiğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak ise konu ile ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi:

"İyi dengelenmiş bir ilişki hiç kimsenin ruhsal, düşünsel, duygusal veya cinsel olarak diğerine hükmetmediği bir ilişkidir. Ancak, günümüzde herhangi bir çift için cinselliği dengeli bir şekilde ifade etmek ve yaşamak çok zordur. Bu durum sevgisiz, saygısız ve birbirine güvenmeyen bir toplum haline gelmemizin de bir sonucudur. CİSED olarak; ilişkilerimizin sevme ve denge durumundayken, cinselliğimizin sevgi dolu ve dengeli olacağına inanıyoruz.

Ramazan ayının; sevgiyle, huzurla, güvenle, yardımlaşmayla ve şefkatle, Türk insanını ihtiyaç duyduğu bu alanlarda desteklemesini ve cinsel hayatlarında dengeli bir alana taşımasını bekliyoruz. Birlik ve dayanışmanın pekiştiği, insanlarımızı birbirine daha çok yakınlaştıran, günlük kaygı ve sıkıntılardan uzaklaştıran, yardımlaşmaların arttığı, barış, kardeşlik ve hoşgörünün yaşanmasına vesile olan Ramazan ayı; geleceğe olan güvenimizi tazeleyen çok özel günlerdir."

"Ramazan ayı, cinselliği yasaklamadan kalpleri arındırma zamanıdır"

Ramazan ayının cinselliği yasaklamadan kalpleri arındırmak için bir fırsat olabileceğini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe;
"İslam inancına göre; oruçluyken cinsel ilişkiden kaçınılmalı ve iftarla imsak arasında ilişkiye girilmelidir. Ruhsal ve bedensel bir arınma yaşanması gereken Ramazan ayında cinselliği yasaklamak yerine; gönüller ve beyinler arındırılarak huzurlu ve dengeli bir ruh hali yaratılmaya çalışılmalıdır.

Ramazan ayı boyunca, sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşanabilir. Kişi beynini kapatarak duygularına odaklanabilir, endişe, korku ve kaygılarını bir tarafa bırakarak anın tadını çıkarabilir. Çünkü insanın maddi ve manevi gelişmesinin yanı sıra ruh ve beden sağlığının korumasında önemli bir yer tutan cinsellik; İslam dini tarafından, insan doğasının en temel ihtiyaçlarından biri olarak görülmüştür. İnsanlar için cinsel arzu ve istekler; açlık, susuzluk gibi doğal olgulardır. Bu nedenle arınma ve arındırma ayı olan Ramazan'da, insanlar cinselliği yasaklamadan; gönüllerini, kalplerini ve beyinlerini arındırmalıdır. İçlerindeki kötü duygu ve düşüncelerden kurtularak olumsuzlukları bir kenara bırakmalı, cinsel yaşam ve partnerleriyle ilgili iyi düşüncelere sahip olmaya gayret etmelidirler." dedi.

2061 defa izlendi | Bu Bloga Yorum Yazın


Profilim

Blogum

Arşiv

Web Sitelerim

Foto Galerilerim

İETT
deniz
cinsel saglik

Uzerine.com  ©2005 Uzerine.com
Ana Sayfa | Bize Ulaşın | Gizlilik Sözleşmesi | Kullanım Şartları | Üye Girişi